Tasavvufa ve Tarikatlara Giriş

(Tasavvufa ve Tarikatlara Giriş; Ayraç Dergisi, Sayı 53, Mart 2014, sf.54-56) 


Bir spor müsabakasını anlatan bir spikeri anlamak için o spor branşının terminolojisine hâkim olmak lüzumludur. İlim dallarında ise o ilme ait ıstılahları bilmekten öte, neye karşılık geldiği veya neyi ifade etmediği etraflıca düşünülmelidir. Hele bu ilim soyutsa, terimlerin işaret ettiği manaların enine boyuna irdelenmesi gerekir. Ancak bu şekilde o ilim dili öğrenilmek suretiyle yazılanlar idrak edilebilir. Bazen bu da yetmez, zira ilmin kitabî tarafının yanı sıra bir de hayatî bir yanı vardır. Başka bir ifadeyle, sadece okunarak değil yaşanarak, tecrübe ile edinilen kazanımlara sahiptir. Böyle bir durumda okumanın bir yere kadar yardımcı olması, daha sonra devreye yaşamanın girmesi durumu söz konusudur. Dolayısıyla kişi yaşadığı kadar bilmekte, bildiği kadar da yaşamaktadır. Bu tür ilimlerden biri tasavvuf ilmidir.

Mücerred ilimler, müşahhas ilimlere nazaran daha zor anlaşılırlar. Elle tutulur, gözle görülür şekilde ispatlanmadıklarından dolayı zihinde tasarlaması daha zor olan bu ilimleri öğrenmek için belirli öğretim veya eğitim aşamalarından geçmek gereklidir. Tasavvuf her ne kadar kâl (söz) ilmi olmasa da, diğer bir deyişle hâl ilmi olsa da, özellikle tarikatlar şeklinde kurumsallaşması sonucunda konuşulan ve yazıya geçirilen bir bilgi sistemi tarafından söz edilebilir. Tasavvufî düşünce bilgisi diyebileceğimiz bu birikimin sair diğer bilim dallarından en bariz farkı tecrübî vasıflara haiz olmasıdır. Yani tam manasıyla idrak etmek için okumak kâfi gelmemektedir. Mücerred bir yapı arz eden ve şahsî deneyimlere istinad eden bu ilim bir yönüyle de normatiftir; zira İslâm dairesinin içindedir. Bu yüzden metafiziği, varlığı vs. konu ediniyor diye felsefe ile karıştırmamak gerekir.[1] “Anlatılmaz yaşanır” nev’inden bu ilmin anlatılabileceği kadarını da, yine onu yaşayanların sözlerinden ve bu sözleri kaleme alanların eserlerinden okuyarak öğrenebiliriz.

AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIDAN YAZININ DEVAMINI OKUYABİLİR VEYA YAZIYI İNDİREBİLİRSİNİZ:

2 yorum :

Zahid Kevseri dedi ki...

“-den mâdâ” değilde "mâadâ" olması lazım

Adres: dedi ki...

Uyarınızı, şapkalarını kaldırarak dikkate aldım.