Osmanlıca Bağına Destursuz Girenler

(Osmanlıca Bağına Destursuz Girenler; Arka Kapak Dergisi, Sayı 25, Ekim 2017)





Eleştiri/tenkit kavramını, ele alınan bir şeyi yahut bir kimseyi inceleyerek onun doğru ve yanlış taraflarını ortaya koyma eylemi olarak tanımlarız ve açıkçası bu genel tarif onu “değerlendirme”, “inceleme”, “analiz” mefhumlarından tam manasıyla ayırmamız için yeterli olmamaktadır. Teoride durum buyken pratikte ise eleştiri kavramı bir şeyin ya da bir kişinin menfi yönlerini ve noksanlıklarını meydana çıkarmak anlamında kullanılmaktadır ki esas önemli olan da bir kavramın toplum tarafından nasıl anlaşıldığıdır. Şayet söz konusu olan şey bir eser, çalışma veya metinse, tenkit ameliyesinden mümkün mertebe nesnellik özelliği taşıması beklenir. Öznelliğe kaçılırsa bile, eleştiri bir plan dâhilinde ve kemâl-i ciddiyetle yapıldığı takdirde eksiklikler ve kusurlar esaslı bir şekilde masaya yatırılabilir. Ancak ne yazık ki ülkemizde yayımlanan edebî ve ilmî eleştirilerin çoğunun, amaç bağcıyı dövmek olduğu için, epeyce subjektif ve kifayetsiz olduğunu itiraf etmeliyiz. Adam akıllı bir şeyler karalamaya niyetlenenler çıkıyor elbet ama onlar da eserine yapılan tenkidi, şahsına yapılmış bir saldırı olarak algılayanlar yüzünden bu işten vazgeçmekteler. Haliyle yazıya geçirilmesi gereken eleştiriler dost meclislerinde şifâhî düzeyde kalmakta. Bunun yanı sıra tenkidin nasıl yapılacağının pek iyi bilinmemesinden ötürü, piyasada eleştiri namı altında bol bol iktibaslardan müteşekkil kitap tanıtım yazılarının tedavülde olduğunu görüyoruz.

AŞAĞIDAKİ BAĞLANTIDAN YAZININ DEVAMINI OKUYABİLİR VEYA YAZIYI İNDİREBİLİRSİNİZ: